Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

Batuhan Dedde

Herkese merhabalar, bugün sizinle  Batuhan Dedde ile yaptığım söyleşiyi paylaşacağım.

Bana sorarsanız okunmaya değer bir söyleşi oldu. Kendisine bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ulaşmıştım. Sağolsun kendisi de hiç düşünmeden kabul etti.

Övgü dolu sözler yazmayacağım buraya ya da onunla ilgili bir şeyler açıklamaya çalışmayacağım çünkü kendisi sorulara yeterince açık cevaplar verdi.

Umarım sizde benim kadar keyif alırsınız bu söyleşiden 🙂

  • Öncelikle sizi biraz tanıyalım mı? 

Sen sor ben cevaplayayım.

  • Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz? 

Aslında kitap yazmayı düşünmüyordum.  Herkes gibi kendi kendine yazma durumu söz konusuydu.  2009 yılında blog yazmaya başladım. Sonra bir arkadaşım Facebook’ da yazmamı önerdi. Ama oradaki bazı insanlarla sıkıntı yaşadım, kendi sayfamı açtım. Morfinsiz Çekilen Sancılar adında. Aradan bir yıl geçtikten sonra kitap çıkartmak için bir teklif aldım. Kabul ettim. Kolay olmadı tabi iki kere dolandırıldım.

morfinsiz-2

  • Üniversite hayatınız oldu mu? 

İki üniversite yarıda bıraktım. Bu nedenle yok sayıyorum tabi.

  • Bölümler neydi?

Bir tanesi sinema ve  televizyon diğeri gümrük işletme.

  • Peki, biraz argo demeliyim sanırım. Yani yazdıklarınız insanlara sert geliyor olabilir. Nasıl eleştiriler alıyorsunuz?

Genelde olumsuz eleştiriler alıyorum. Çok fazla küfür kullandığım için. İnsanlarda hiç küfür kullanmıyormuş gibi tepki veriyor.Ama ben umursamıyorum.  Aslında küfür olayı şöyle; ben yazdıklarımı çok başa dönüp kontrol etmiyorum. Genellikle kitap basıldıktan sonra okuyorum.

mesihler-yalnizca-kutsal-masallarda-olur-front-1

  • Editörlerde kontrol etmiyor mu?

Hayır, etmiyor.

  • Siz kötü eleştiriler aldığınızı aldığınızı söylüyorsunuz ama ben biyografinizi ararken, ekşi sözlükte sizi çok beğenen insanların yorumuna da denk geldim.

Çok yeren de var.

  • Peki, çok umursamaz bir tavrınız var. Eleştirileri umursuyor musunuz?

Hayır.

  • Ben yazıyorum, seven alır mantığı yani.

Aynen öyle.

kirmizi-eroin

  • Peki eleştirisini dikkate aldığınız kimse var mı?

Tabi ki, editörüm Şenol Erdoğan’ ı dikkate alırım.

  • Peki, bir yazınızda Orhan Veli’ ye benzetmişsiniz kendinizi. Hangi yönünüz benziyor.

Garibanlık yönünü benzetiyorum.

  • Diğer yönleri benzemiyor mu?

Benzetmek bana biraz ukalaca geliyor.

  • Ukalalık değil, söylemek istediğim. Mesela bir şiirini okursunuz ve olur ya kendinizi bulursunuz bunun gibi.

Ben olaya garibanlık yönünden bakıyorum. Mesela o da yeni bir şeyler yapmaya çalışmış. Çok dalga geçmişler. Ama şu an şiire baktığınız zaman Orhan Veli etkisi söz konusu. Orhan Veli olmasaydı belki bende olmazdım bugün.

indir

  • Biraz da öldükten sonra değer kazanılıyor bizim memlekette galiba. En basit örneği Oğuz Atay. Sizce de öyle mi?

Bunun ukalalık olarak algılanmasını istemem ama bende öyle olacağımı düşünüyorum. Türkiye’ de böyle çünkü kimse ölmeden önce değer kazanmıyor. Hele ki edebiyatta.

  • Bunun özel bir sebebi var mı bilmiyorum ama benim dikkatimi çekti. Yazılarınızda bazen Tanrı bazen de Allah olarak hitap ediyorsunuz.

Özel bir sebebi yok. Benim için hepsi aynı yola çıkıyor. Allah de, Tanrı de, Rab de…

0000000428002-1

  • ” Az biraz kendimden saygılar ” diye bir yazınız var. Bahseder misiniz biraz?

Neredeyse altı yıl önce yazdığım biyografide belirttiğim bir yazı. Az önce söyledin ya biyografini çok aradım diye. O biyografiyi nerede yazdığımı da hatırlamıyorum. Birileri alıp kopyalamış daha sonra bir başkası derken yayılmış. Şu an her yerde dolanıyor ve bu beni rahatsız ediyor. Çünkü bana çok toyca geliyor.

  • Hiç önsöz yok kitaplarınızda.

Sadece Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları kitabımda var sanırım.

  • Ben Hakan Günday’ ı çok beğenerek okuyorum ve Çapulcu romanınızın kapağı bana onu anımsattı ve kaleminizi de benzettim.

Bende severim Hakan Günday’ ı.  Ama benzetme konusunda bir şey söyleyemem. O yorumu sen yapabilirsin ya da diğer okuyucular yapabilir ama tabi öyle bir şey varsa da gurur duyarım.

40320_1435939281

  • Benzetmekten ziyade etkilenmek diyelim o zaman.

Evet, ben buna inanırım. Çünkü her alanda böyledir birini taklit etmeden yapamazsın.

Öykünmek desek daha doğru olur sanırım.

Taklitten kastım da, taklit ederek bir süre sonra içselleştirip kendi özgünlüğünü yaratmak gerek.

  • Peki Mira-i Pinhan lakabı nereden geliyor?

O,  Fars mitolojisinde  bir masal var. Orada  adı geçen bir Mira yıldızından geliyor.

  • Kötü bir ortamda büyümüşsünüz. Böyle bir ortamda kitaba nasıl yöneldiniz.

Dedemin çok büyük bir kütüphanesi vardı hala vardır. Orada heves ettim okumaya ve öyle devam etti.

  • Ben kitabınızı okurken ağlasam mı, gülsem mi bilemedim. Neden bu kadar isyankarsınız?

Çünkü hayat hep bir mücadeleden geçiyor. En başta ekonomik sıkıntılar ve onun etrafına çöreklenmiş diğer sıkıntılar… Hep bir mücadele söz konusu. Mesela bundan beş yıl önce Hakan Günday’ ın imza sırasında bekliyordum. Ama sonra rakı masasına oturduk birlikte.

  • Peki, Hakan bey  kitaplarınızı hiç eleştirdi mi?

Bir tanesi için baya eleştirmişti. Ama o yapabilir. Ona saygım sonsuz çünkü belli bir birikimi var. Ama şimdi Facebook’ da on yedi yaşındaki dahi eleştiriyor. Tabi eleştirebilir ama bunu yapabilmesi için belli bir birikimi olması gerekiyor. Beğenmemek çok ayrı bir şey, kitabımı beğenmeyebilirsin. Ama eleştiri, dediğim gibi çok farklı bir konu.

  • Kitapta benim gözüme takılan diğer bir şey ise ” Amin, belki… ”  Umutsuz muyuz biraz?

Bu biraz manik depresif gibi.

  • Peki, sevgi yoksunluğu da söz konusu mu?

Bak bütün özeti bu. ( Kitabının ön sayfasında  yazan bir sözü gösteriyor. )

” Bir yazar için en iyi alıştırma, mutsuz bir çocukluktur. ”

  • Kitaplarınızın ismini nasıl belirliyorsunuz?

İsmi bulduktan sonra romanı yazıyorum. Çok farklı şekillerde çıkıyor. Mesela bir tanesinin ismi bir şarkıda geçiyordu. Çapulcu’ nun ismi de şöyle çıktı; Beni eleştirmek için ” bu çapulcu ne anlar edebiyattan” demişler. Benimde ” çapulcu ” kelimesi hoşuma gitti ve kitabın ismini Çapulcu yaptım. Ama genellikle ilginç ve benim için anlamı olan isimler seçmeye çalışıyorum.

  • Siz hangi yazarları okuyorsunuz?

Emrah Serbest’ i okuyordum gezi olaylarından önce. Çok fazla Türk okumuyorum.  Ama yeni jenerasyonlardan beğendiklerim ve takip ettiklerim var.

  • Şairlerden kimleri okursunuz? Normalde şiir okumayı sever misiniz?

Okurum tabi. Ben her sabah Edip Cansever şiiri okurum. Edip Cansever’ e ölürüm. Benim için en iyi şairdir.

  • Şair demişken, neden şair ya da şiir değil de şayir ve şiyir kelimelerini kullanıyorsunuz?

Ben sosyal medyadan çıkmayım. Baktığınız zaman şimdi sosyal medyadan, isteyen istediği ünvana bürünüyor. Yazdıkları çok kötü olsa bile bir şekilde beğeni sayıları artmış ve paylaşımlarımızın kalitesini bu beğeniler belirliyor. Bence tam tersi aslında. Herkes kendine şair, yazar diyor. Bunların yanında rahatsız oldum. Çünkü bir yandan geçmişe de bakıyorum. Edip Cansever, Orhan Veli… Böyle adamlar varken şair demek istemedim. Bende bir tepki olarak böyle bir şey yaptım.

  • Peki, inanç konusunda oldukça eleştiriliyorsunuz. Buna bir açıklık getirelim mi?

Aslında çok inançlı bir insanım. İnanç konusunun bir endüstriye dönüştürüldüğünü düşünüyorum. Sadece insanların yarattığı Allah’ a inanmıyorum. Ateizmi algılayamıyorum, tabi ki saygı duyuyorum ama aslında harika bir düzen var ve bunun kendiliğinden oluşma durumu bana inandırıcı gelmiyor. Sonuçta bardağı eline almak bile hayret verici, üzerine günlerce düşünülmesi gereken bir konu. Yani bir yaratıcı olduğuna kesinlikle inanıyorum.

  • Kader konusunu nasıl yorumluyorsunuz?

Allah yazdı biz oynuyoruz olarak bakmıyorum. İnsanlar kendi kaderlerini yönlendiriyor bence.  İnsanlar savaşlarda çocukların öldüğünü ve Allah’ ın neden buna izin verdiğinden yakınıyor. Öldürmezsen ölmezler. Zaten dünyanın iyi bir yer olacağı söylenmemiş ki. Bütün kutsal kitaplarda dünyanın bir kaos ortamı olacağı belirtilmiş.

  • Kolunuzdaki Arapça dövmenin anlamı nedir?

Kahrolası insan ne kadar da nankör.

  • Benim sorularım bu kadardı. Sizin söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

Allah bildiği gibi yapsın 🙂

BatuhanDeddeBlog