Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

 

Herkese merhabalar, kış aylarının getirdiği şu melankoli mi demeli yoksa Frida Kahlo’ nun hayat hikayesinin üzerimde bıraktığı duygu karmaşası mı bilmiyorum ama bir duygu yoğunluğu söz konusu.

Frida Kahlo’ yu artık bilmeyenimiz yok sanırım. Neredeyse her yerde karşımıza çıkıyor. Belki bir kafenin duvarındaki portresiyle belki bir kitabın kapağında…

 

Aslında filmi izlemeden önce hayatı hakkında bilgi sahibi edindiğim bir kadındı. Bilmiyorum, belki hemcinsim olması belki de ki büyük ihtimalle Salma Hayek’ in canlandırdığı Frida’ da muazzam bir oyunculuk sergilemesiydi.

2002 yılında beğeniye sunulan filmde baş rolleri Salma Hayek ve Alfred Molina paylaşıyor.

6 dalda Oscar’ a aday gösterilen film en iyi makyaj ve özgün müzik Oscar’ ını alabilmiş.

Biyografik türde filmleri severim yalnız beni filme en çok bağlayan nokta, bir kadının gücünü, acısını, tutkusunu doruklarda yaşamasını bu kadar iyi konu edinmesi ve duyguları güçlü yansıtması.

Özgün müzik ödülünü almaya şaşırmadım açıkçası çünkü müzikleri filmdeki duygu geçişlerinde o kadar iyi kullanılmış ki, bilirisniz İspanyol müziklerinde hep bir tutku vardır. Sanırım filmin sürükleyici olmasını sağlayan önemli etkenlerden bir tanesi.

 

Tüm bu bilgilerden sonra,  dedim ya hani bir duygu yoğunluğu diye. Filmi izlerken hissettiğim tutku bir yana dursun.

Onca acıya dayanmak mı , ardı arkası kesilmeyen ihanetleri bastıran bir sevgiye sahip olmak mı ya da her hatayı affedebilecek kadar bağlanmak mı ? Filmin gerçeği ne kadar yansıttığından emin değilim ama eğer gerçekse o kadar tutku, sevgi, merhamet bir bedene fazla değil miydi?

 

Belki de fazla olduğu için mi kabına sığmıyordu ve tuvallere taşıyordu.

Başkalarının acılarını, hüzünlerini, sevinçlerini dinlerken hep kendi yaşadıklarımızla kıyaslarız. Ya da onun yaşadıklarına ağlıyormuş gibi yapıp kendimiz için göz yaşı akıtırız. Frida’ yı neden mi yazıyorum buraya? İzleyen herkes kendinden bir iz bulacak diye. Bir yerden sonra kendini izliyor sanki insan.

Çaresizlikten umuda yürümeyi belki, aldatılmayı, sevmeyi, sevilmemeyi, sevilmeyi, arzulanmayı, hiçe sayılmayı, özlemeyi, özlenmeyi, tutkuyu, kaybedişi…

Daha bir çok kelime barındırıyor ve bu kelimelerden bir tanesi mutlaka bizim hayat çizgimiz üzerinden de geçiyor.