Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

Eylül Sokak No:6 – Sıtkı SİLAH

 

Günün her sabah aydınlanıp her akşam da kararması gibi günlük işlerle uğraş verdiğimiz, bazen de bir şeyleri kazanmak için çaba göstermediğimiz ancak hayattan beklentilerimizin olduğu sıradan ritüellerle dolu olan bir gündeydi.

 

Her gün birkaç sayfa yazdığı ancak sonunu getiremediği romanı, hastanedeki annesini ziyarete gidişi, annesinin oğluna ardı ardına sorduğu sorular, onun bu sorulardan sıkılıp kaçar gibi hastaneden çıkıp Esin’in ofisine uğraması ve her seferinde o ofisin kapalı olması, insan kendine ne kadar yeni bir hayat kurmaya çalışsa da mutlaka bir yerlerden bir şeyler ortaya çıkıp onu kırıp parçalayabiliyordu.

 

Eylül Sokak No:6, sokağın adı gibi kitabın satırlarında da hüzün vardı, günlük yaşam döngüsü her şey hep aynı belli bir düzende devam ediyor ve yaşadığın hayat şartları senin saçmalıklara bile ses çıkarmana müsaade etmiyor.

 

Bir şeylerin hayalini bile kuramıyorsun, sürekli aynı döngü, çekip gidecek halin bile yok, içine kapanıp sessizliğine gömülüyorsun, kendi hayatını roman olarak yazıya dökmeye kalksan son cümleyi bir türlü yazamıyorsun.

Çünkü insan her ne kadar tüm kaleleri yıkılmışta olsa bir şeylerin değişeceğine mutlaka kendini inandırmak istiyor.

Eylül Sokak NO:6’ yı içimizde yaşama dair olan her şeyin yanıp bittiği noktada okumaya başlıyoruz, yazarın kitabın içindeki bölümlerde günlük ritüelleri başarılı bir akışta işlemesi, aynı zamanda bölüm başlıklarının dünya düzenindeki bilimsel açılımlarının yapılması ve bir okur olarak okuduğum kitaplarda en çok dikkatimi çeken şey satırların içindeki aforizmalar, bu kitapta okuru öyle bir kederin içine sürüklüyor ki bir sigara yakıp ciğerlerinize çektiğiniz dumanla cümlelerin kederi içinde kayboluyorsunuz.

 

2014 yılı İstanbul Tüyap kitap fuarında görev aldığım Yitik Ülke Yayınları standında tanışmıştım sevgili Sıtkı Silah’la o dönem Giden Yolcu isimli kitabı yeni çıkmıştı, fuar sonrası kitabını okumuş ve kendisine yazmış olduğum teşekkür yazısında ‘okuyucunun kalbine kelimelerle kurşun sıkan yazar’ cümlesiyle başarısından ötürü kendisini tebrik etmiştim.

 

2015 yılının Ocak ayında Büyülü Zamanlar isimli kitabıyla okuyucusuna çocukluğumuzda kalan o güzel ve tekrarı olmayan güzel yazları, mahalledeki büyüklerimizi , çocukluk aşklarımızı ve çocukluktan başlayan kırgınlıklarımızı bizlere ne de güzel hatırlatmıştı, çocukluğumuz ne güzel günlerdi değil mi sevgili Sıtkı Silah? her şeye rağmen keşke hep çocuk kalabilseydik, Eylül Sokak No:6 artık büyüdüğümüzün ve yaşadığımız çağa ve döneme bir isim koymamız gerektiğini hatırlatıyordu.

 

Çünkü artık ne gidecek ne de yaşayacak bir halimiz vardı, aslında hayat denilen gerçeğin farkına varmıştık anlamsızlıklar çağında yaşıyorduk, kitabın teşekkür yazısında ‘yeniden yaz bir daha içimiz acısın’ diye yazdığımda Sıtkı Silah yine acı sürprizini yapmıştı, gülüyorum çünkü yeni roman ‘canım acıyor’ diye başlayacak cevabını vermişti.

 

Yaşadığımız dönemde edebiyatın kitap satış rakamları ve yazarın sosyal medya üzerindeki etkisi üzerinden ticari hayata dökülüp kirletildiği ve bu rezilliğin içinde gizli de kalan ve gerçek okuyucusunu bekleyen, okuruyla birlikte direnmeye çalışan yazarlar vardır, bunlardan biri de sevgili Sıtkı Silah’tır, kendisini tanımadan evvel adından övgüyle söz ettiren onu tanıdıktan sonra anlatılandan da öte başarılı ve aynı zamanda gerçeği dürüstlükle yazan başarılı bir yazar olduğunun farkına vardım, hayatı gerçekleriyle kaleme alıp bizi anlattığın ve içimizi acıttığın için sonsuz teşekkür sevgili Sıtkı Silah ara fazla uzamasın yeniden yaz bir daha içimiz acısın….

Sevgilerimle

Burak Tezgören